Ülfet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği

NEYİ ÇOĞALTMAK İSTİYORSAK EN ÇOK ONU KONUŞMALI

29.7.2026 • visibility 282

Yazdığın, konuştuğun her şey son kertede büyük, küllî maksatlara hizmet
eder. Bu küllî maksatlar bazı dönemlerde değişir. Bunu değiştirenler daha çok
büyük algı merkezleridir. Bireysel olarak onları alt etmeye de gücün yetmez!

Şimdi sen, güya iyi niyetle ve hoş maksatla bir şeyler yazar ya da söylersin
ama yazdığın veya yüksek sesle söylediğin cümleler döner dolaşır, en çok o
merkezler tarafından büyük algı operasyonlarıyla yerleştirilmiş küllî
maksatlara hizmet eder.

Mesela…

Sen iyi niyetle öğretmen eleştirisi yaparsın.

Ama daha önceden bazı kelimelerle, cümlelerle, özel olarak oluşturulmuş
atasözleri gibi tekrarlanan sözler ve deyimlerle birlikte; sanat, sinema, müzik
ve neredeyse her türden medya aracı kullanılarak oluşturulmuş,
yaygınlaştırılmış ve yoğunlaştırılmış "öğretmen kötüdür"
algısının pekişmesine, gelişmesine; bu düşüncenin iyice yerleşip öğretmenin de
iyice bozulmasına araç olmuş olursun.

Sonunda, bir özne olarak yazdığın ve söylediğini sandığın hususlar, bir de
bakmışsın ki seni nesneleştirmiş ve seni bir kullanım aracına dönüştürmüş...
Tabii fark edebilirsen ne âlâ!

Misaldeki öğretmen yerine "cami hocaları"nı kat istersen. Ya da
belli bir kesimi… Mesela dindarları…

Sen ahlaksızlık eleştirisini, sanki dünyayı (tarih sahnesinde son 100-150
yıldır esameleri bile okunmayan, düşmana karşı sadece varlık mücadelesi vererek
hayatta kalmaya çalışan) şu Müslümanlar bozmuş gibi, iki de bir "ahlaksız
Müslüman"
sıfatlaması gibi en uç nitelemeler üzerinden yaparsan;
şu cihanı bu kadar kirleten sekülerizmin, laikliğin yanlış yorumlarının, İslam
karşıtı propagandaların ve propagandacıların ekmeğine yağ sürmüş olursun.

Zaten oluşturulmuş çirkin bir algı var. Sen de o algının yerleşmesine
ellerinle katkıda bulunmuş olursun. Hem de farkında bile olmadan, mevcut algıya
aldanarak kurduğun cümlelerle...

E, eleştiri yapılmasın mı?

Yap kardeşim, yap. Ama zavallı Müslümanı bir eleştiriyorsan; Müslümanın da
üzerine sıçrayan o ahlaksızlık kırıntılarının asıl müsebbibi olan İslam düşmanı
ideolojileri, hatta gücün yetiyorsa müntesiplerini üç eleştir de beş takdir
edeyim seni.

Yahu kardeşim! Şu Türkiye'de hâlâ, şu hâlimizle bile ne kadar "iyi"
denilebilecek iyilik merkezi varsa, senin iki de bir ahlaksızlık damgası
vurduğun şu Müslüman halkın üretip sürdürdüğü işlerdir onlar da.

Eleştirebiliyorsan, hani biraz da "değil Müslümanlık",
"ortada insanlık" namına neredeyse hiçbir güzellik bırakmayan
sistemleri eleştir de ciddiye alayım seni.

"Şirk kardeşim, şirk!" diyerek sürekli üzerlerine
çakılıp kaldığın dindar kesimleri eleştireceğine, yanında bir iki kelimeyle de
olsa din dışılığı ve din dışı ideolojileri de eleştir de göreyim seni.

Şirkin büyüğü din dışılık değil midir? İdeolojiler zamanımızın en güçlü şirk
unsurları değil midir? E hani "zamanın dili" deyip durmuyorduk? Al
sana zamanın dili…

Tek Müslümanlar mı şirke düşüyor? Ahlaksızlık tek onların arasında mı?

Seçtiğin bazı "İslam cümleleri"ni eleştirdiğinin yarısı kadar mesela
din düşmanı adamların sözlerini, kaynaklarını da eleştir de göreyim seni.

Bak bakalım, seni gizli gizli alkışlayan o güç sahipleri hâlâ
alkışlayacaklar mı; yoksa ilk fırsatta gırtlağına mı çökecekler?

Demek istediğim o ki;

Şu koskoca toplumda iki tane (ya da bin tane, hadi beş milyon tane) berbat
adam var ve bunlar "Müslümanım" diye sürekli şovmenlik yapıyorlar
diyelim.

Sen de sanki bütün Müslümanlar öyleymiş gibi sürekli "Müslümanlar
ahlaklarını kaybettiler, ahlaksız Müslümanlık yaşanıyor!"
diye
diye zihinlerde ahlaksız Müslüman tipinin iyice yerleşmesine sebep oluyorsun.

Şu yukarıda yazdıklarıma hâlâ;

"E ama! Hiç eleştiri yapmayacak mıyız? Eleştiri olmazsa doğru
ortaya nasıl çıkar?"

diye cevap veriyorsan, sen şu yazıda bile maksadı anlayamamış birisi olarak
artık hiçbir şey yazma kardeşim. Yazma artık, hiçbir şey yazma ve konuşma ki
hesabın ahiret yurdunda ağırlaşmasın.

Hem hiç unutma! İnsanlar en çok kendi kelimeleriyle sınanırlar.
Sınanırsınız, sınanırız da...

Biraz da iyi şeyler yaz, konuş ki iyilik de çoğalsın. En çok konuşulan ne
ise o çoğalır. Bil ki kötü olan daha hızlı çoğalır. Kötü, mikrop gibidir; çabuk
bulaşır, çabuk yayılır.

Demedi deme!

Dediklerim de en çok kendime…