BEKLENTİLERİN AĞINDA YAŞAMAK
Beklemek ağındaki insan için şöyle söylemişti Ümit Yaşar Oğuzcan:
"Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor. Saadet bekliyor yaşamaktan. Zaman ilerliyor; bir gün o da ölümü bekliyor artık. Aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu. Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek!..."
İnsanlık tarihi bekleyişler üzerine kuruldu. Kimimiz sevdiğini, kimimiz peygamberin gelişini, kimimiz zengin olmayı, kimimiz yaşamayı, kimimiz ise ölmeyi bekledi. İnsanın yaşama macerası, bu bekleyişlerin girdabında bazen insanı soluksuz bırakabiliyor. Beklentiler arttıkça insan yol yürüyemez hâle geliyor ve yaşadığı vaktin sırrına vakıf olamıyor. Çünkü bir yerlerden gelecek bir şeylerin hayali, bakışlarımızı bulunduğumuz ana odaklamamızı engelliyor. Ve bir vakit bakıyoruz ki hayat bizden geçmiş; hem de hiç yaşanmadan geçmiş…
Sufilerin güzel bir öğretisi vardır: Ebü’l-Vakt. Kelime anlamı olarak Arapçada "vaktin babası" veya "vakte sahip olan" demektir. Tasavvufta ise zamanın ve yaşadığı anın (hâlin) esiri olmayan, zamanı yönetip yönlendirebilen, manevi olgunluğun en üst seviyelerine ulaşmış mürşitleri, evliyaları veya kâmil insanları tanımlamak için kullanılır. Bu kavram, bulunulan vakti tefekkür ederek geleceği inşa eden ve geçmişi onaran bir hayat tarzını ifade eder. Yaşama hayal penceresinden bakarak yön vermek yerine, hayalleri gerçekler penceresinden okumak, ayakları yere daha sağlam basan bir yaşam zemini sunar.
Aslında insanın beklentiler ağında yaşaması sadece kendisine değil, beklenti içinde olduğu insanlara da haksızlık etmesine yol açar. Onlara güçlerinin yetmeyeceği beklentiler yüklemek, bir anlamda onlara zulmetmektir. İnsan, beklemek yerine yürümeyi tercih etmelidir. Çünkü yürüyen insana bilmedikleri öğretilir ve yürümek, insanın ayaklarını sağlamlaştırır. Yürümek felsefesi, insana derin bir bakış açısı kazandırır.
Yazar A. Cansu Kamar, Unutursan Hatırla kitabında şöyle demiştir:
"Hem zaten başlamak, bildiklerini yanına alıp bilmediklerini de yolda öğrenmeye gönüllü olmaktı."
Unutmuştuk, hatırlattı; vesselam.